
Türk-İş, DİSK, Hak-İş, Kamu-Sen, Memur-Sen ve KESK'e bağlı çalışanlar Ankara’da direnişte olan Tekel işçilerine destek vermek amacıyla Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi İstanbul’da da tek yürek oldu
İstanbul’daki işçi ve memurların bağlı bulunduğu konfederasyonlara bağlı sendika ve sendika temsilcilerinin Eminönü, Fatih ve Aksaray olmak üzere üç koldan başlattığı ve Saraçhane Parkı’na kadar süren yürüyüşüne; CHP, EMEP, ÖDP,TKP,ESP,BDP ve SHP’nin yanı sıra TODER, SİNESEN, Çarşı Grubu, aydınlar, sanatçılar ve çok sayıda öğrenci ve gençlik derneği de destek verdi. Yürüyüş boyunca "TEKEL İşçisi Yalnız Değildir", "Hepimiz Tekel İşçisiyiz", "Yaşasın Sınıf Dayanışması", "İşçiye Kalkan Eller Kırılsın", "Genel Grev Genel Direniş" sloganları atan işçi ve memurları çevrede bulunanlar da alkışlarla destekledi. Daha sonra Saraçhane Parkı’nda yapılan ve Türk-İş Birinci Bölge Temsilciliği, HAK-İŞ İstanbul İl Temsilciliği, DİSK Avrupa Yakası Şubeleri, KESK İstanbul Şubeleri, Kamu Sen İstanbul İl Temsilciliği, İstanbul Tabibler Odası, TMMOB İstanbul il Koordinasyon Kurulu, İstanbul Eczacılar Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası adına yapılan ortak basın açıklamasını ise Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak okudu.
Kazanılmış haklar, geri alınmaz
Yaklaşık iki aydır kendilerine dayatılan kölelik düzenine karşı demokratik direnme hakkını kullanan Tekel işçilerine destek vermek amacıyla çalışmama haklarını kullandıklarını belirten Büyükbucak, "52 gündür Tekel işçisi düzensiz, örgütsüz, belirsiz ve düşük ücretli bir çalışma statüsü olan 4-C’ye karşı çıkıyor. Tekel işçisi 'Anayasa'ya göre angarya yasaktır, karşılığında ücret ödenmeden yapılan çalışma angaryadır, siz bizi fazla mesai ücreti ödemeden çalıştırmak istiyorsunuz' diye itiraz ediyor. Tekel işçisi 'dinlenme hakkı Anayasal bir haktır siz yıllık ücretli izin hakkı olmadan bizi çalıştırmak istiyorsunuz' diye sesini yükseltiyor" şeklinde konuştu.
Büyükbucak, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: "Tekel işçisi 'Anayasa, devlete herkesin sağlıklı olmasını sağlama ve hastalık halinde tedavi etme görevi vermiştir. Siz bize ayda iki günden fazla hasta olma hakkınız yok diyorsunuz' diye hakkını arıyor. Sosyal Sigortalar ve Genel Sigorta Yasası ile budadığınız emeklilik ve sağlık hakkını kaybetmemek için direniyor. Tekel işçisi canı yana yana bağırıyor: Yapmaya çalıştığınız Anayasa’ya da, İş Yasası’na da, uluslararası sözleşmelere de aykırıdır. Kamu emekçilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı halen yoktur.
Başbakan işçileri tehdit ediyor
2821 ve 2822 sayılı yasalar 12 Eylül kalıntısı olarak sendikal yaşamı tehdit etmeye devam ediyor. Bunları düzenlemekle görevli hükümet Tekel işçilerine saldırarak sendikasız, güvencesiz, esnek çalıştırmayı meşrulaştırmaya çalışıyor. Tekel işçisi, canını dişine takmış, her türlü zorluğa göğüs gere gere haykırıyor. İnsanca çalışma ve yaşama koşulları talep ediyor. Başbakan ise işçilerin sesine kulak vermek yerine onları tehdit ediyor. Ezberlenmiş, basma kalıp cümlelerle işçinin hak mücadelesine kara çalmaya çalışıyor. Nerede bir hak arama mücadelesi varsa ona kulp takmaya, gölge düşürmeye çalışanlardan bıktık artık.
Tekel işçisi, itfaiye işçisi, kent ulaşım işçisi, şeker işçisi, marmaray işçisi, cem tektstil işçisi, Esenyurt Belediye işçisi, Sinter Metal işçisi haftalardır haklarını arıyor, ama Ankara’da kulaklar sağır.
İşçiyi başbakan ajite ediyor
Başbakan diyor ki işçiyi ajite ediyorlar. Evet, işçi ajite oluyor. Ama işçiyi ajite eden başbakanın kendisidir. Hak arayan işçinin karşısına patron gibi dikilen, işçiyi tehdit eden, bir ay sonra yine biber gazı ile geliyoruz diye gözdağı vermeye kalkan başbakan işçiyi ajite ediyor. Tekel’i Tekel yapan Tekel işçileri için yan gelip yatıyorlar diyen başbakan, işçiyi ajite ediyor.
Üretenler bu ülkenin gerçek sahipleridir
Tekel İşçisi güvenceli, kadrolu ve örgütlü çalışmak ve evine insan onuruna yakışır bir biçimde ekmek götürmek derdinde. Sosyal sorumluluk taşıyan her siyasel iktidara düşen işçeleri tehdit etmek değil, bu taleplere kulak vermektir. Başbakanı başta Tekel işçilerinin talepleri olmak üzere, işçilerin emek örğütlerinin taleplerine kulak vermeye çağırıyoruz. İşçilere karış bu ülke sahipsiz değil diye haykıran başbakana sesleniyoruz: Evet bu ülke sahipsiz değil ama bu ülkenin sahibi de siz değilsiniz. Sizlerin sürekli saldırdığı Tekel işçileri, eczacılar, taşeron çalışanları, bankalar, doktorlar, itfaiyeciler, ataması yapılmayan öğretmenler, işsizler ve emekliler yani hayatı üretenler bu ülkenin gerçek sahipleridir. Unutmayın, sandık bu ülkenin gerçek sahiplerinin önüne gelecek. Unutmayın Mahkeme kadıya mülk değildir."
Provokatör etkisiz hale getirilde
Saraçhane Parkı'nda toplanmaya başlayan toplulukların DİSK'in bulunduğu yere küfürler savurarak saldırmak isteyen genç polisler tarafından anında tesirsiz hale getirildi. Kimliği tespit edilemeyen kişi sinkaflı kkelimeler kullanarak Süleyman Çelebi ve başkanlar kurulunun bulunduğu DİSK konvoyuna saldırmak istedi. Polislerin zor zaptettiği keşe alandan yaka-paça uzaklaştırıldı.
KENT YAŞAM / FİDAN UĞUR
